16.09.2011

do you... do you.. do you...

Her yazının, şiirin veya şarkının, hatta cümlenin veya mısranın, ve hatta kelimenin her birey için etkisi ve izlenimi farklı. Birine çok etkileyici gelen bir söz, diğeri için sade, anlamsız veya özensiz gelebiliyor.

Bu gerçeği göze alarak, benim çok hoşuma giden bir şarkıyı paylaşmak istedim. Şarkıda şöyle diyor:

“Do you recall what made us fall, was there noise at all?”

Nedense benim çok hoşuma gitti bu söz, bizi düşüren neydi hatırlıyor musun, ve hiç ses çıkmış mıydı? Yani düşüşümüz her ne nedendendiyse ne kadar da önemsizmiş, ses bile çıkarmadı. Tabii bu önemsizlik sadece bireyler arasındaki anlamla ilgili de olmayabilir; hayatın geneli anlamındaki önemsizlik; ya onca ses arasında bu düşüşün sesinin duyulmaması, ya da düşüşün ses çıkaracak kadar bile etkili olmaması.

Sözü neden beğendiğimi tam anlatamadım, hatta kendim emin de değilim sözün ne anlama geldiğinden. Ama çok da önemi yok, hoşuma gitti, etkiledi beni, güzeldi.

İşbu şarkı:


13.09.2011

Artık futbol konuşacak..!

Ligin ilk haftasının bitmesiyle, uzun zamandır hasretini çektiğimiz futbol sezonunun başlangıcına bir göz atabilmiş olduk. Elbette ilk hafta yorum yapmak için erken ancak şimdiden söylenebilecek birkaç şey var.


Beşiktaş: Her ne kadar kadrosu iyi gözükse de, Eskişehir maçında çok net bir yenilgi aldı. Ruhtan, hırstan ve mücadeleden yoksun bir oyun sergiledi. Defanstaki zaaflar, özellikle senelerdir halledilemeyen sağ bek pozisyonunun da açık vermesiyle çok göze battı. İlerde ise takımın tamamen Quaresma ve biraz da Simao’ya endeksli olması, bu ikilinin performans düşüklüğünü de düşünürsel endişe verici bir durum. Bir de belli ki bu takımda Ernst 100% ilk 11 oynamalı, yoksa orta saha da kısa sürede oyundan düşüyor. Bu sene için çok ümitli değilim açıkçası; ilk 4’e girerse iyi.

Galatasaray: Aslında en kaliteli kadro bu takımda, ilk maçı kaybetmiş olsalar bile bence bu kadro iş yapar. Özellikle Felipo Melo ve Selçuk iyi anlaşmaya başlarsa, durdurulamaz duruma gelebilirler. Sercan ve Engin de form yakalarsa çok faydalı olurlar. Tabii ki Fatih Terim de başlı başına bir faktör. Bu sene bence şampiyonluğun en büyük adaylarından biri.

Fenerbahçe: Çok kan kaybetti dense de Alex oldukça bu takım ayakta durur; Volkan, Gökhan ve Emre oldukça da iş yapmaya devam eder. Yalnız bu seneki takımın şampiyon olan takımdan daha güçsüz olduğu da aşikar; belli ki tek farklı skor çok göreceğiz. Şampiyonluğa oynayabilir ama rakipleri çok güçlü, şansını az görüyorum. Bir de her maçta hem kendi hem karşıt taraftarların tepkisi çok yıpratıcı olacaktır.

Trabzonspor: İlk hafta berabere kaldı ama yanıltıcı olmasın, çok sağlam bir takım. Adrian ilk maçtaki performansını geri kalan haftalarda sürdürürse, diğer takımların korkulu rüyası olur. Zokora ve Volkan da Burak ve diğerleriyle iyi uyum sağlarsa, ofansif olarak cidden güçlü bir takım bizi bekliyor. En önemlisi ise, başlarında Şenol Güneş gibi hak ettiği değeri çok sonradan görmüş, müthiş bir teknik direktör var. Geçen sene olduğu gibi bu sene de haklı olarak çok iddialı.

Bursaspor: N'diaye ve Bangura transferleri gerçekten tam 12’den olmuş; özellikle N'diaye müthiş bir performans sergiledi, ve Bursa Kayserispor’u ilk maçta 3 - 0 gibi rahat bir şekilde yenmeyi bildi. Evet takım çok değişti ama Bursaspor hem başarıya alıştı, hem de kendine güveni sürdürülebilir başarılarla tazelendi. Galatasaray ve Trabzon ile birlikte şampiyonluğun en güçlü adayı.

Bu takımların dışında Eskişehirspor ve İstanbul Büyükşehir Belediye Spor güçlü kadroları ve yüksek formlarıyla üst sıraları zorlayabilir. Gaziantep ve Kayserispor da daha hızlanacaktır. Zaten bu sene ligde çok güçsüz bir takım yok, dolayısıyla her maç zor ve zevkli geçecek gibi gözüküyor.

Hayırlı olsun diyor, tüm takımlara başarılar diliyorum.


11.08.2011

Megrim

Magic the Gathering kart oyununda ‘Megrim’ adlı bir kart var; bu kart oyunda olduğu sürece oyuncu elindeki bir kartı dışarı attığı zaman hasar görüyor. Kartın altında da o evrenin kahramanlarından birinin sözü yazıyor: 

"acından kaçabilirsin, ama ondan önce sen yorulursun."


Bize acı verecek olaylardan kısa süreliğine de olsa kaçıp zihni rahatlatmak güzel bir fikir olsa da, eninde sonunda bunlarla yüzleşmemiz gerekiyor. Ve o yüzleşme sonunda bir şeyleri bırakmak, bünyemizden, hayatımızdan dışarı atmak da insanın ruhuna hasar veriyor.

Ne kadar kaçılır, nasıl yüzleşilir, neler bırakılabilir…

Ne kadar rahatlatır, ne kadar acı verir…

Kişi hala tam mıdır...

27.06.2011

Muayenehaneme Dokunma

Babası doktor biri olarak elbette taraflı gelebilir yazdıklarım ama, Sağlık Bakanlığı'nın doktorların muayenehane açma ve sürdürme konusundaki yeni kanunları gerçekten hayatını bu işe adamış tüm doktorlara eziyet çektirmek ve haksızlık etmekten başka yeni birşey getirmiyor.

Bu farkındalıkla kurulmuş sosyal sitelerden biri de başlıkta adı geçen 'Muayenehaneme Dokunma':


Her türlü bilginin yanında yapılan aktivitelerden de haberdar olunabilecek, başarılı bir internet sitesi.

Evet ucu bana dokunmasa belki aklıma bile gelmezdi paylaşmak ama, bazen herkesin gerçeğine uyanmak için önce kendi gerçeğine uyanmak gerekiyor...


12.05.2011

Kartal kupayı..!

Şu veya bu takım şampiyon olmasın diye değil de, kendi takımının başarısı için heyecanlanarak maç izlemek gerçekten farklı bir duygu.

Bu sene ligdeki en kaliteli kadroya sahip olmasına rağmen istenen başarıyı elde edemeyen Beşiktaş’ın Ziraat Türkiye Kupası final mücadelesinde İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile yaptığı maç, kalbimi sıkıştıracak kadar heyecanlıydı ve sonunda zaferle bitmesi elbette benim için çok sevindirici oldu.

Buradaki acı durum, çok uzun zamandır Beşiktaş’ın başarısı için heyecanlanmamıştım; keşke ligdeki şampiyonluk yarışında Beşiktaş da olsaydı da bu heyecanı her hafta yaşayabilseydim. Kısmetse seneye inşallah.

Burada elbette Ricardo Andrade Quaresma Bernardo yani kısaca Q7 için ayrıca bir şeyler söylemek istiyorum. Evet bencil oynuyor, vermesi gerektiğinden daha az pas veriyor ve bazen pozisyonları çok zorlayabiliyor. Ayrıca ara ara gereksiz şutlar da çekebiliyor. Hatta bazen sinirlerine hakim olamayıp kart görebiliyor. Bunların hepsini kabul ediyorum.

Bunun yanında kendisi, son yıllarda Beşiktaş forması altında izlediğim en yetenekli, hırslı ve takımı benimseyen futbolculardan biri. O kadar ki kendisini izlemek gerçekten büyük bir zevk. Hele ki bir de ‘trivela’ diye tabir edilen ayak dışı vuruş şekliyle attığı paslar ve goller gerçekten görsel bir şölen. Daha uzun yıllar Beşiktaş’ta forma giyer inşallah diyeceğim ama, gönlüm burada başarılı olup gelecek sene sonunda Avrupa’da daha büyük bir takıma gitmesinden yana, çünkü kabul etmek lazım ki kendisi uluslar arası bazda daha başarılı olacak takımlarda oynayacak kadar iyi ve bunu da hak ediyor. Yanlış anlaşılmasın, tabii ki kalırsa çok mutlu olurum, tabiri caizse tapıyorum futboluna ama, yine de gönlüm daha büyük başarılar kazanmasından yana.

Tüm Beşiktaş’lı futbolcuları tebrik ediyor, yurt içi ve yurt dışı başarılarının devamını diliyorum.


*resimler: http://www.bjk.com.tr