Bilgisayarımdaki bir virüsten dolayı (rootkit) birkaç gündür internetle erişimim kesilmişti, ve de format atma süreci biraz uzun ve sancılı geçtiği için ancak şimdi normal haline döndürebildim bilgisayarı.
Aslında bilgisayar bozulmasaydı bu arada bir film incelemesi, bir gazete haberi yorumu, bir de bazı şarkılarla ilgili bir yazı yazacaktım ama olmadı, önümüzdeki zamanlara kısmetmiş demek ki.
Bir de bugün saçımdan ilk beyaz telimi kopardım, hayırlı olsun.
Hadise’ye hem sağlık hem de Eurovision’da başarılar dileyerek yazımızı noktalayalım.
12.05.2009
Back to Blog
9.05.2009
Mavi Hareketi
Bir önceki yazıda sizin de dikkatinizi çekmiştir, “Büyü” adlı şiirde mısraların ilk kelimeleri küçük harfle başlıyor ve şiirin bütününde olabildiğince az noktalama işareti kullanılmış. Bunun sebebi ise şiirin ‘Mavi Hareketi’ tarzında yazılmış olması.
Bu hareketin öncüsü Atilla İlhan’dı. Kendisi, Garip Hareketi ve İkinci Yeni Hareketi’ne karşı çıkarak böyle bir hareket başlatma gerekliliği duydu. Bunun sebebi ise İlhan’ın Türk şiirinin hem batılı hem de doğulu olma potansiyelinin Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet gibi Garip ve İkinci Yeni şairleri tarafından yozlaştırıldığını düşünmesiydi.
Bu akımın en önemli örneklerinden biri de, İlhan’ın ‘Yağmur Kaçağı’ adlı şiiridir:
yağmur kaçağı
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylül’se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
İlhan’ın ayrıca aynı adı taşıyan ve ‘Yağmur Kaçağı’ dışında 41 şiiri daha barındıran, 1955 yılında yayımlanan bir kitabı da bulunmakta.
5.05.2009
Büyü
büyü
ılık yaz bahçeleri
kapanan perde
ağlayan bir melek gözlerden ırak
devrilir akşamlar
ve büyür insan
anılar eşyalar
hayaller savurarak
içinde
büyüdükçe
yiten
bir
merak
ömrünün sesi olur
tek bir an
yıllar geçtikçe daha gür
beyninde uğuldayan
öyle ya
ölmekle eştir büyümek
büyümek terk etmektir yine de ben
her terk edişinde yeni bir yaşı
ardında küfre girmiş aynalar bırakan ben
düşünürüm ölmekten korkuşum neden
içinde
bir
merak
büyüdükçe
yiten
umarsızca büyüyüşlere inat
yalnızca
bir küçük şehir bıraktım bu kez ardımda
ve içinde bakiyesiz bir hayat
S. Y. (2000)
2.05.2009
MySpace & Müzik
Sağdaki bağlantılar bölümünde “Müzik Sayfası” adında bir bağlantı var, buna bastığınızda MySpace’deki sayfama yönlendirileceksiniz (veya bu yazının sonundaki direkt bağlantıyı da kullanabilirsiniz).Bu sayfada şimdiye kadar düzenlenmiş olan 3 şarkımı bulabilirsiniz (Yalnızlık, Dön Git, Yağmur; kronolojik sırayla).
Şarkıların söz, müzik ve yorumu bana ait, düzenlemesi ise şan hocam Yusuf Bütünley’e. Vokal bölümlerinde ise birçok farklı ve değerli insanın katkıları var.
Müsait olursanız, zaman bulursanız, biraz müzik dinlemek isterseniz, uğrarsanız sevinirim:
http://www.myspace.com/ahmetaydemir
30.04.2009
Körlerin Koridorları
Dünyanın en büyük ve ünlü oyun yapımcı firmalarından Blizzard Entertainment tarafından yaratılan ve hepsi de birbirinden çok bilinen üç tane oyun evreni var: Warcraft, Starcraft ve Diablo. Şu anda Warcraft çevrim içi oyun piyasasını altını üstüne getirmiş ve 12 milyona yakın kayıtlı oyuncu rakamıyla birçok rekoru kırmış durumda. Starcraft ise ikinci, Diablo da üçüncü oyunuyla raflardaki yerini almaya hazırlanıyor.İlk Diablo’yu oynayanlar hatırlarlar, yer altı mezarlığı bölümlerinde alınan bir görev için “Halls of the Blind” adlı bir mekana gitmeniz gerekiyor. Mekana inmeden önce görev ile ilgili bilgi veren Deckard Cain şunları diyor:
“Darkness shrouds the Hidden. Eyes glowing unseen with only the sounds of razor claws briefly scraping to torment those poor souls who have been made sightless for all eternity. The prison for those so Damned is named the Halls of the Blind.”
Hatta Adria adlı cadı da bu bölgeye gitmememiz konusunda bizi uyarıyor ve diyor ki:
“This is a place of great anguish and terror, and so serves its master well. Tread carefully or you may yourself be staying much longer than you had anticipated.”
Elbette bu uyarıları dinliyor ve yine de yer altı mezarlarına geri dönüyoruz. Mekanı buluyoruz ancak girişi kapalı, fakat bir kaidenin üzerinde “Book of the Blind” adlı bir kitap bulunuyor. Kahramanımız kitabı açıp aşağıdaki şiiri okumaya başlıyor:
I can see what you see not.
Vision milky, then eyes rot.
When you turn they will be gone,
Whispering their hidden song.
Then you see what cannot be,
Shadows move where light should be.
Out of darkness, out of mind,
Cast down into the Halls of the Blind.
Bu şiiri oynarken ilk duyduğumda çok beğenmiştim ve hala da hafızama kazınmış durumda. Hatta o zaman bu şiirden güzel şarkı da yapılır diye düşünmüştüm, Dargaard adlı bir grup da bunu yapmış (benden bağımsız olarak tabii). Şarkıyı http://www.dargaard.com/down%20to%20the%20halls%20of%20the%20blind.mp3 bağlantısından dinleyebilirsiniz. Ne kadar başarılı olduğu konusunu ise sizin yorumunuza bırakıyorum.
Kahramanımız daha sonra kitabı okuyunca açılan bölüme giriyor ve burada görünmez olabilen ‘Illusion Weaver’ adlı yaratıklarla savaşıyor. Görev sonunda ise Optic Amulet adlı aksesuara sahip oluyor.
Diablo'da bir başka görev olarak da Lachdanan vardı aslında... Ondan da başka bir yazı da bahsederiz.