27.06.2011

Muayenehaneme Dokunma

Babası doktor biri olarak elbette taraflı gelebilir yazdıklarım ama, Sağlık Bakanlığı'nın doktorların muayenehane açma ve sürdürme konusundaki yeni kanunları gerçekten hayatını bu işe adamış tüm doktorlara eziyet çektirmek ve haksızlık etmekten başka yeni birşey getirmiyor.

Bu farkındalıkla kurulmuş sosyal sitelerden biri de başlıkta adı geçen 'Muayenehaneme Dokunma':


Her türlü bilginin yanında yapılan aktivitelerden de haberdar olunabilecek, başarılı bir internet sitesi.

Evet ucu bana dokunmasa belki aklıma bile gelmezdi paylaşmak ama, bazen herkesin gerçeğine uyanmak için önce kendi gerçeğine uyanmak gerekiyor...


12.05.2011

Kartal kupayı..!

Şu veya bu takım şampiyon olmasın diye değil de, kendi takımının başarısı için heyecanlanarak maç izlemek gerçekten farklı bir duygu.

Bu sene ligdeki en kaliteli kadroya sahip olmasına rağmen istenen başarıyı elde edemeyen Beşiktaş’ın Ziraat Türkiye Kupası final mücadelesinde İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile yaptığı maç, kalbimi sıkıştıracak kadar heyecanlıydı ve sonunda zaferle bitmesi elbette benim için çok sevindirici oldu.

Buradaki acı durum, çok uzun zamandır Beşiktaş’ın başarısı için heyecanlanmamıştım; keşke ligdeki şampiyonluk yarışında Beşiktaş da olsaydı da bu heyecanı her hafta yaşayabilseydim. Kısmetse seneye inşallah.

Burada elbette Ricardo Andrade Quaresma Bernardo yani kısaca Q7 için ayrıca bir şeyler söylemek istiyorum. Evet bencil oynuyor, vermesi gerektiğinden daha az pas veriyor ve bazen pozisyonları çok zorlayabiliyor. Ayrıca ara ara gereksiz şutlar da çekebiliyor. Hatta bazen sinirlerine hakim olamayıp kart görebiliyor. Bunların hepsini kabul ediyorum.

Bunun yanında kendisi, son yıllarda Beşiktaş forması altında izlediğim en yetenekli, hırslı ve takımı benimseyen futbolculardan biri. O kadar ki kendisini izlemek gerçekten büyük bir zevk. Hele ki bir de ‘trivela’ diye tabir edilen ayak dışı vuruş şekliyle attığı paslar ve goller gerçekten görsel bir şölen. Daha uzun yıllar Beşiktaş’ta forma giyer inşallah diyeceğim ama, gönlüm burada başarılı olup gelecek sene sonunda Avrupa’da daha büyük bir takıma gitmesinden yana, çünkü kabul etmek lazım ki kendisi uluslar arası bazda daha başarılı olacak takımlarda oynayacak kadar iyi ve bunu da hak ediyor. Yanlış anlaşılmasın, tabii ki kalırsa çok mutlu olurum, tabiri caizse tapıyorum futboluna ama, yine de gönlüm daha büyük başarılar kazanmasından yana.

Tüm Beşiktaş’lı futbolcuları tebrik ediyor, yurt içi ve yurt dışı başarılarının devamını diliyorum.


*resimler: http://www.bjk.com.tr

23.04.2011

Çocuklardık...


...parlak yıldızlardık o zaman.

25.03.2011

kalbim duruyor zamanı var

Özgün müzik konusunda kafamda soru işaretleri var; bir yandan bu müziği yapan yorumcuları, yorumlarını ve kendilerine has şarkılarını beğenirken, bir yandan da şarkılardaki siyasi öğeler ve bazı yorumcuların abartı yorumları yüzünden bu türden soğuya da biliyorum.

Gelgelelim, adını ilk kez duyduğum Düşbaz adlı grubun Bahar adlı şarkısını, ciddi olarak çok beğendim. Ezgi, düzenleme ve sözlerin hepsi birbirinden güzel, herhangi birinde bir hata veya eksik bulamıyorum. Klip içinse negatif bir yorum yapmaya gerek yok, belli ki düşük bütçeyle çekilmiş mütevazi bir klip, elbette animasyon anlamında günümüz standartlarında değil ama yine de iyi niyetli eforu görmezden gelemem, daha güzel kliplere inşallah.

Şarkının kendisi budur:


Şarkıyı birkaç kez dinledikten sonra bile sıkılmadan bir kez daha dinlemek istiyorum, o kadar beğendim yani şarkıyı. Garip bir naif hava var şarkıda, onu da güzel yansıtmışlar dinleyiciye. Anlatmak istediklerini yalın bir şekilde anlatmışlar, ve sonuçta başarılı bir çalışma ortaya çıkmış.

9.03.2011

Vampir Günlükleri

Hikayeleri, efsaneleri, doğa üstü güçleri ve imrenilecek lanetleri olan sonsuz yaşamları ile vampirler, her türlü sanat dalında yüzlerce kez yer almıştır. Bunlardan son zamanlarda elbette en popüler olanı Twilight Saga filmleri olsa da, vampirlerin daha güzel örnekler mevcut.

Örneğin Interview with the Vampire ve Bram Stoker’s Dracula vampirlerle ilgili çekilmiş çok iyi filmlerdi; tarihsel vampir mitlerine uygunlukları ve de vampirleri gerçekten hak ettikleri karizma ve gizemle işlemeleri bunun en büyük sebeplerinden biri, elbette 2 filmde de çok usta oyuncular olması bunların hepsini perçinledi. Ancak bu 2 örnek dışında, bence vampir konusunu güzel işleyen dizi veya film mevcut değil. Twilight serisi sığ bir aşk hikayesi olmaktan öteye gidemiyor, üstelik güneşte parlayan vampirler gibi saçma bir olgu getiriyor. Blade serisi iyi başlamış olmasına rağmen serinin devamının kalitesini yitirmesi serinin genel imajını da düşürdü. True Blood dizisi ise, kendini olduğundan daha derin, manalı ve felsefi göstermeye çalıştığı için, üstüne iki beden büyük bir gömlek giydirilmiş ortalama bir diziden öteye gidemiyor. Buffy the Vampire Slayer ve Angel dizilerinin çok seveni olsa da, bence onlar da ortalamanın üzerine çıkmakta zorlanıyorlar.

The CW TV’nin bir kitap serisinden yola çıkarak çektiği The Vampire Diaries, benim bu saydığım örnekler içinde en beğendiğim yapımlardan biri oldu. Diziyi tanımlamak gerekirse True Blood, Supernatural ve The O.C.’nin karışımı diyebiliriz, yani dizi çok orijinal değil. Ancak yine de bu harmanı çok usturuplu ve sürükleyici şekilde işlediği için dizi kendini izlettiriyor. Bunun birkaç basit sebebi var; öncelikle, dizi klasik vampir hikayelerine sağdık kalıyor, yani güneşte parlayan vampirler yok. Ayrıca dizi olduğundan fazlasını yapmaya çalışmıyor, gereksiz toplumsal mesajlar, aşırı derin olmaya çalışan karakterler yok. Elbette bir aşk hikayesi var, ancak o hikaye de güzel işlenmiş ve işler yüzyıllar öncesinden gelen detaylarla çok güzel karışıyor.

Dizinin bir önemli artısı da oyuncu kadrosu, genel olarak Ian Somerhalder dışında tanınan ve deneyimli oyuncular yok, en azından başrollerde. Başroldeki oyuncuların genç ama iyi oyuncular olması, ve yaş olarak da rollerine uyması önemli bir artı. Elbette yeni bir dizi olduğu için de özel efektler gayet başarılı kullanılmış.

Aslında bu yazdıklarımı okuduğumda, diziyi izlememiş birinin izlemek için bir sebep bulamayacağını görüyorum, çünkü dizi konu ve işleniş olarak ‘yeni’ değil. Dizinin asıl güzelliği, bilinen ve çok işlenen, ama kullanım kalitesi yapımdan yapıma değişen bir konuyu, çok kaliteli ve merak uyandırıcı şekilde işlemiş olması.

Diziye bir şans vermenizi öneririm, daha ilk bölümden kalitesini belli edecek ve kendisini izlettirecektir.