16.09.2010

Az gittik, uz gittik...

Güneşi bir ülkede doğurup başka bir ülkede batırmak…


İlk kez yaşadığım bu deneyimde gördüm ki, insan adaptasyon konusunda gerçekten rakipsiz bir varlık. Yanınızdakilerin de yardımıyla, var olduğunuz yabancı şehir bir anda hayatınız boyunca yaşadığınız bir mekan izlenimi verebiliyor. Elbette hiçbir zaman evin yerini tutmaz ama o kadar da fark etmiyor bulunduğunuz yer, sevinç de hüzün de neredeyseniz sizi orada da takip etmeye devam ediyor (bkz. Sezen Aksu – Tebdil-i Mekan).


İlk blog yazımda da belirtmiştim, hayatımızdaki sınırlar çoğunlukla kafamızdakilerden ibaret, ancak onları aştıkça bir yerlere varabiliriz. Aslında zaman biraz da inanmaktan ve ummaktan öte bir şeyler yapma, aksiyon alma zamanı. Benim için bunu yapmak zor oldu ama devamının geleceği, daha doğrusu gelmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, sonunda yine eve döndük. Ama önemli olan kalmak veya dönmek değil, kapıyı aralamış olmak…

7.09.2010

Sarı Laleler

Güneşi bir ülkede doğurup başka bir ülkede batırmak…

Çoğu insan için günlük yaşamın bir parçası olan bu rutin, benim için bir ilk. Dolayısıyla da içimde garip bir heyecan var. Teorik konuşmalarda dünya küçük, global, herkes bir diyoruz ama, fiziksel olarak mesafeler olduğu yerde duruyor, sadece artık aşılmaları çok daha kolay.

Bakalım anlayacak mıyım başka bir ülkenin şehrinin dilinden…


Mfö - Sari Laleler
Yükleyen obsessifleader. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.

24.08.2010

Kaçtığım o yer var ya...

Doğruyu söylemek gerekirse, ‘Sana Ne’ şarkısıyla ünlü olduktan sonra Kutsi’nin yaptığı müziğin kalitesi gittikçe düştü (ki aslında Sana Ne ilk değil ikinci albümünün çıkış şarkısıydı Kutsi’nin, ilki ‘Soran Yok’ şarkısıydı). Özellikle yaptığı şarkıların hafif batı müziğinden arabeske doğru kayması ve de bu kaymanın basit şarkılarla olması, kendisi için büyük eksiler olarak not alındı. Hatta hiç ama hiç sevmediğim Hakan Altun’a gittikçe benzediğini bile düşünmekteydim…

Ki, son albümüne adını veren ‘Bambaşka’ şarkısını dinledim. Sözü ve düzenlemesi Sinan Akçıl’e, müziği de Kiriakos Papadopulos’a (gerçi bu ismi Google’da aratınca Yunan futbolcu diyor, acaba eski Beşiktaş’lı Halilagiç gibi sanatçı ruhlu bir futbolcu mu o da?) ait olan şarkıyı, açık söylemek gerekirse çok beğendim. Şarkının her yeri güzel olmuş, Kutsi’nin sesi ve yorumu bile çok başarılı bir şekilde şarkıya oturmuş. Aşağıda klibi izleyebilirsiniz:


Tek dikkatimi çeken konu, klibin ortalarında kız neden hoplayıp zıplıyor onu anlamadım, hani aşkıma yetişmeye çalışıyorum ama yetişemiyorum tarzı bir ambiyans mı yaratılmaya çalışmış onu da çıkaramadım ama, bunun dışında klibi de beğendim, sade, iddiasız ve şarkıya birebir uygun olmuş.

Umuyorum ki Kutsi biraz daha böyle şarkılar yapmaya devam eder de, biz de dinleyiciler olarak “Kutsi şarkısı beğenmek” hissiyatını ikinci kez düşünmeden dile getirebiliriz.

4.08.2010

Hafızam Düşmanımdır

Hem de nasıl yorgunsun yüreğim
Kendine verdiğin eziyettendir
Bir günü geçmez mi aklıselim
Gün gözü gördüğü kör düştendir

Varlığı yokluğundan beter aklın
Geçtiği yolları kazıyor bir bir
Pişman değil ama kendine dargın
İlk gölgede döndüğü geçmiştir

Geri gelse bile eski huzurun
Aklındadır artık gide de bilir
Boynunu dikse de sahte gururun
Bilirsin sonu vardır mutluluğun
Her günün ertesi gece gelecektir

***

Bu manzum deneme, Ezgi’nin “my memory is my enemy” (hafızam düşmanımdır) sözünden esinlenerek yazılmıştır.

26.07.2010

Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye
Öyle körü körüne
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin
Demeyeceksin işte
Yaşarsın çünkü

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki
Çok sevmeyeceksin mesela
O daha az severse kırılırsın
Ve zaten genellikle o daha az sever seni
Senin onu sevdiğinden.

Çok sevmezsen çok acımazsın
Çok sahiplenmeyince
Çok ait de olmazsın hem
Çalıştığın binayı
Masanı, telefonunu, kartvizitini
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları
Mesela kuzey yıldızı
Senin yıldızın olacak
“O benim” diyeceksin
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak

İlle de bir şeye ait olacaksan,
Renklere ait olacaksın,
Mesela turuncuya,
Ya da pembeye,
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden
Çok ait olmadan yaşayacaksın
Senin değillermiş gibi davranacaksın
Hem hiçbir şeyin olmazsa
Kaybetmekten de korkmazsın
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın
Çok eşyan olmayacak mesela evinde
Paldır küldür yürüyebileceksin
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat
İlişik yaşayacaksın
Ucundan tutarak…

Can Yücel

***

İnsanların bize, bizi sevebilecek kadar yaklaşmaları için, incitebilecek kadar yaklaşmaları gerekir; ve adı üzerinde yaklaşan varlık ‘insan’ olduğu için, istemese de hata yapacak ve bizi üzecektir. Elbette aynı şey bizler ve bizim yaklaşıp da üzdüklerimiz için de geçerli.

İşte bu yüzden çok bağlanmamak lazım birilerine veya bir şeylere, çünkü ne kadar çok bağlanırsak, o kadar çok inciniriz. Ne kadar çok incinirsek de, o kadar çok acı çekeriz.

Okuduğum bir makalede "Güven başkasına karşı incinebilir olma isteğidir" diyordu (Mayer et al., 1995). Demek ki, birilerine güvenirken veya onları severken, hepimiz gönüllü bir risk alıyoruz. Aldığımız riske de herhalde bir şekilde değiyor ki, kederden göçsek de pişman olmuyor, aynı riskleri almaya devam ediyoruz. Sanırım burada önemli olan, aldığımız riskin sonuçlarına katlanabilecek güçte olmak.

Yani… her ne kadar birilerine bağlı olsak da, nihayetinde bir birey olabilmek. Kendi kendimize mutlu olamasak da, en azından mutsuz olmamayı öğrenebilmek. Çünkü sonuçta her şey değişiyor; sanırım bütün bu değişenlere rağmen savrulmadan yerinde durabilmek önemli olan…

Galiba bu yüzden bağlanmamak lazım diyor şair, yalnızlığın nankörlüğünden dem vuran, sevginin önemi üzerine sayısız mısralar yazan tüm şairleri biraz da karşısına alarak. Cesurdan ziyade gerçekçi, hatta çaresiz ve savunmasız bir ruh haliyle.

Bunu yapabilenlerimizin sayısı ise…