4.11.2010

De Gülüm

Geçenlerde bir şekilde küçüklüğümüzde bizi etkileyen figürlerden biri hakkında yazı yazmamız istenince, aklıma lise zamanındaki Türkçe hocalarımdan biri gelmişti. Fiziksel olarak hepimizle aynı mekanda olsa da manevi olarak çok farklı yerlerde olan bu hocamız, samimi ve cüretkar tarzı, duygusal yaklaşımı ve keskin argümanlarıyla beni tabiri caizse büyülemişti; hatta o zaman bu hoca yüzünden ben de Türkçe öğretmeni olacağım gibi bir düşünceye kapılmıştım.

Gel gelelim, yine eğitimin içinde olsam da bir Türkçe öğretmeni olmadım. Ancak hocamızın o zaman bizlerle paylaştığı bir şiiri de hiç unutmadım, şimdi de ben paylaşayım dedim:

De Gülüm

de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim
İstanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. Hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir
sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır
hasretten-hakikaten-ten değiştiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alışacak..
göreceksin-sevinçten ağlayacaksın gülüm-ki
işte o vakit bana-doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!

inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!

Küçük İskender

***

Çok da güzel okurdu cidden şiirleri, belki de o yüzden daha da etkileyiciydi o zamanlarda bu şiir benim için. Şimdi de çok güzel tabii, o ayrı.

edison’un dediğine göre her yazıyı anlamlı bir şekilde bitirmem biraz göze batıyormuş, doğrudur da, böyle şairane bir bitiriş yapmak hoşuma gitse de zorlama olabiliyor bazen. O yüzden bu yazıyı o numaraları yapmadan bitiriyorum… bitti.

8.10.2010

Ekmek arası

İnsan bazen acıktığında, yemekten ziyade doyurucu bir atıştırmalık olarak sandviç yemek istiyor. Elbette evlerde genelde sandviç ekmeği yerine bildiğimiz beyaz ekmek olduğu için de bu öğün ekmek arası formasyonuna dönüşebiliyor.

Ekmek arası, yapması ne kadar kolaysa yemesi de o kadar zevkli bir yemektir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bazı detaylar var;

• Kimse kendini kandırmasın, ekmek arası için beyaz ekmekten daha lezzetli bir ekmek çeşidi yoktur; dolayısıyla tüm ekmek arasılarda beyaz ekmek kullanılmalıdır.
• Sürülen reçel vb. maddeler ekmeğin tek tarafına değil 2 tarafına da sürülmelidir. Ekmeğin arasında başka malzemeler de olsa asıl tat onlarda olacağı için yeterince konulmalıdır. Ancak çok abartılırsa tadı biraz bozabilir. Genel olarak sürülen malzemeler önce kullanılmalı, sonra arasındaki malzemeler koyulmalıdır.
• Bu tamamen kişisel bir görüş ama bence kaşar peynir yerine dil peyniri tercih edilmelidir. Ben her şekilde daha lezzetli olduğunu düşünüyorum. Eski kaşarı ise hiç sevmediğim için o konuda yorum yapamayacağım. Geri kalan daha eksantrik peynir çeşitleri de deneme olarak kullanılabilir.

Şimdi de bazı kombinasyonlara bakalım;

• Beyaz peynir & domates: Klasik, yeterince lezzetli ve nispeten sağlıklıdır. Domateslerin bol kullanılması ve de taze ve sulu olmaları kritik önem taşır. Beyaz peynir yağlı olmalı ve de çok sert olmamalıdır. Tatsız bir domates bütün öğünü berbat edebileceği için bu ekmek arasından önce domatesin tadı test edilmelidir.
• Beyaz peynir & çilek reçeli: Başarılı bir kombinasyondur, reçel çok tatlıysa daha az konulabilir. Çok sık yenirse bayabilir, ara ara yenmesi uygundur.
• Dil peyniri & vişne reçeli: Yine güzel, birbirini tamamlayan malzemelerdir; vişne reçelinin ölçüsü kaçarsa bu güzellik bozulacaktır. Reçeldeki vişnelerin çekirdekleri çıkartılmazsa, yeme sırasındaki lezzet hışmında birkaç diş heba olabilir.
• Dil Peyniri & salam (veya pastırma): Aslında salamla beyaz peynir de kullanılabilir ama dil peyniri bu durumda biraz daha uygun olabilir. Salam, ekmeğin 2 tarafına da koyulmalıdır, taraf başı 2 – 3 dilim yeterlidir. Salam yerine pastırma da uygun olacaktır, pastırmanın çemeni gerekmediği sürece çıkartılmamalıdır.
• Mayonez & salam: Bu listedeki en sağlıksız ama en lezzetli ekmek arasıdır. Mayonez kullanırken çok ölçülü olmak şart değildir, mide bulandırıcı seviyeye gelmedikçe problem olmaz. Önce salam konulması, sonra arasına mayonez sürülmesi lezzeti yoğunlaştıracaktır.
• Fındık ezmesi: Bol bol konulabilir, aşırılığı tadı hiç bozmaz. Çoğunluğun beğenisi Nutella yönünde olsa da bence Chokella açık ara daha lezzetlidir.
• Çilek reçeli & fıstık ezmesi: Bir kalori bombası olsa da tatlı krizi geldiğinde çok işe yarayacaktır. Ancak tatlı sevmeyenlere çok uygun olmayabilir. Önce fıstık ezmesinin sürülmesi mantıklıdır.
• Sosis & ketçap – mayonez: Şimdi bu elbette bir hotdog bozması ama bir fark var, sosis çiğ olarak konulmalıdır. Ketçap ve mayonez bocalama koyulabilir, gayet de güzel olur. İstenirse çok az hardal da eklenebilir. Elbette sosis diğer malzemeler sürüldükten sonra konmalıdır.

Farkındasınızdır ki bu kombinasyonlar minimum efor – maksimum lezzet formülüyle yaratıldığı için ısıtma, pişirme veya 3’ten fazla malzeme kullanma gibi zorluklar belirtilmemiştir. Ancak midesine güvenenlere şunu tavsiye edebilirim:

Beyaz peynir & domates & salam & çilek reçeli & tereyağı: Ekmeğe tereyağı çift taraflı olarak sürüldükten sonra çilek reçeli sürülür. Daha sonra salamlar konur, sonra domatesler, en son da beyaz peynir dilimleri. Ben küçükken çok yediğim bu kombinasyona ‘kusmuk’ adını vermiştim, çok da severdim, eminim hala da güzeldir.

Daha gereksiz ve anlamsız bir blog yazısı yazabilir miydim emin değilim, ama denemelerim devam edecek. Afiyet olsun.

22.09.2010

İlk Güzel Hareket Bu

‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ adlı programın hiçbir özelliğini sevmiyorum; programı izlerken bir kere bile güldüğümü de hatırlamıyorum. Espriler çok banal, konular fazlasıyla zorlama ve oyunculuk da ne yazık ki başarısız. Programın bu kadar çok izlenmesine ve hak ettiğinden çok daha fazla başarı elde etmesine çok bir anlam veremiyorum.

Bu ay ise ilk kez, bu ekibin yaptığı bir işi komik ve kaliteli buldum (gerçi itiraf etmek gerekirse sinema filmlerinin fragmanındaki bir sahnede de gülmüştüm). Filmsiz fragman adı verdikleri bu prodüksiyonda 300 Spartalı filmine gönderme yapılarak komik ama gerçek bir konu işlenmiş. Video şu şekilde:


Öncelikle güzel bir konu bulunmuş ve gayet esprili bir şekilde işlenmiş. Dolayısıyla içerik olarak dolu bir çalışma olmuş. Ayrıca çekimlerdeki görüntü ve müzik de çok başarılı. Beni tek rahatsız eden nokta, başlardaki yıldız kayması esprisinin biraz zorlama olmuş olması; ben ki bu tarz basit ve belden aşağı esprilere en çok gülen insanlardan biriyim, beni bile güldüremedi bu espri.

Neyse çok uzatmayalım, güzel olmuş. Böyle devam edeceklerine pek inanmasam da yine de temenni ediyorum.

16.09.2010

Az gittik, uz gittik...

Güneşi bir ülkede doğurup başka bir ülkede batırmak…


İlk kez yaşadığım bu deneyimde gördüm ki, insan adaptasyon konusunda gerçekten rakipsiz bir varlık. Yanınızdakilerin de yardımıyla, var olduğunuz yabancı şehir bir anda hayatınız boyunca yaşadığınız bir mekan izlenimi verebiliyor. Elbette hiçbir zaman evin yerini tutmaz ama o kadar da fark etmiyor bulunduğunuz yer, sevinç de hüzün de neredeyseniz sizi orada da takip etmeye devam ediyor (bkz. Sezen Aksu – Tebdil-i Mekan).


İlk blog yazımda da belirtmiştim, hayatımızdaki sınırlar çoğunlukla kafamızdakilerden ibaret, ancak onları aştıkça bir yerlere varabiliriz. Aslında zaman biraz da inanmaktan ve ummaktan öte bir şeyler yapma, aksiyon alma zamanı. Benim için bunu yapmak zor oldu ama devamının geleceği, daha doğrusu gelmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, sonunda yine eve döndük. Ama önemli olan kalmak veya dönmek değil, kapıyı aralamış olmak…

7.09.2010

Sarı Laleler

Güneşi bir ülkede doğurup başka bir ülkede batırmak…

Çoğu insan için günlük yaşamın bir parçası olan bu rutin, benim için bir ilk. Dolayısıyla da içimde garip bir heyecan var. Teorik konuşmalarda dünya küçük, global, herkes bir diyoruz ama, fiziksel olarak mesafeler olduğu yerde duruyor, sadece artık aşılmaları çok daha kolay.

Bakalım anlayacak mıyım başka bir ülkenin şehrinin dilinden…


Mfö - Sari Laleler
Yükleyen obsessifleader. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.