25.02.2009

Denizde bir huzur, bir yorgunluk

Bu aralar çok durgun hayat... Sessiz ve sakin... Fırtına öncesi sessizlik gibi de değil... Daha çok sessizlik öncesi, daha çok sessizlik sanki...

Disiplinsiz ve zaman kısıtlamasız bir yaşam tarzından sonra düzenli ve daha ‘normal’ bir hayata geçişin zorluğu artık bitmiş durumda. Aslında daha ilk haftadan bile alışılmıştı ama yine de biraz zaman aldı belli bir rutinin oturması. Ancak adı üzerinde, oturan şey rutin olunca, ister istemez hayat da kendini o tempoya alıştırıyor ve doğal olarak monotonlaşıyor.

Çok yakın bir zamana kadar şikayet etmekteydim bu durumdan ama artık etmiyorum; etmek istemememden veya memnun olduğumdan değil, başka bir hayat şeklinin yakın bir gelecekte mümkün olmadığını gördüğümden beri.

Bir yorgunluk olduğu kesin bu aralar denizde... ancak huzur var mı ona hiç emin değilim. Huzursuzluk var daha çok aslında, herhangi bir olaydan dolayı değil, genel anlamsızlık ve boşluktan dolayı. İşin insan hayatına anlanm kattığı söylense de aslında oyalanacak standart prosedürler sunmak dışındsa çok birşey yapmıyor. “Gün boş geçer, acaba ne yapsam?” diyen insanlar için iyi bir yol gösterici aslında, en azından hem zamanı değerlendirip hem de bir şekilde içinde bulunduğumuz topluma faydalı olmamızı sağlıyor. Ama bunun sağladığı kişisel tatmin ne kadar o tartışılır; benim için çok değil açıkçası.

Bu yazıyı yazdım ama beğenmedim. Yazmak istediğim bu değildi aslında. Belki bir hikaye veya manzum yazı denemesi yapmak istiyordum ama aklımdan geçenler beni o yoldan alıp bu yola sürükledi. Çok da memnun değilim sonuçtan ama, idare etmeyi, yetinmeyi tercih ediyorum bu yazdığımla. Aynen hayatın geneli için de yaptığım gibi...

“...içelim, içelim bu gece...”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder